27 Aralık 2008 Cumartesi

Yeni birşeyler var önümüzdeki günlerde.Bende yeni duydum.

Bak bu sefer ne güzel isyansızım.Arkadan The Presets-A New Sky çalıyor.Çok farklı kafalar yaşıyorum.Yavaş yavaş atlatıcağım bir dönemdeyim.Yani umuyorum -ve inanıyorum ki çoğu insanda böyle umuyor- çabuk geçer.

Hal böleyken yarın deliler gibi eğlenmek var kaderimde.Ordan oraya zıplamak var.Ama bu sadece yarının planı;diğer günlerse neler yapacağım çok belirsiz.İnanır mısınız yılbaşında bile napıcağıma adam gibi karar vermedim.Veremedim be bebeğim.Sen olsan yardım ederdin.Ardından da "Bensiz düşünemiyorsun sen gerizekalı." derdin;tabi bu bir sevgi cümlesi sana ve bana göre.

Bu hafta farklı şeyler yapasım var.Geçen sene yeni yıla Kadıköy'de beypaşazademsi bir beyin verdiği fasılla girdim.Bu senede mi öyle yapsam?Ama tüm sene,en azından kafadan 6 ayı Kadıköy'de geçiyor.Ziyan oluyor.Sevmiyorum Kadıköy'ü.

Aslında bir çok şeyi özledim geçen seneye dair.Ağustos'tan beri dertler tasalar peşimi bırakmasa bile son 4 ayı silersek, güzel rahat huzurlu bir yıl geçirdim.Bol içkili dedikodulu;Küçük Beyoğlu'na 3 kişi gidip 5 masa kalkmalı bir yıl geçirdim.Çok insan tanıdım bu yıl.Bir çoğundan şikayetçiyim.

Bu noktada yeni yıldan beklentilerimin girmesi gerekki hiç bir beklentim yok.Aynı gazla devam ediyorum.Sadece daha fazla huzur daha az insan dileğiyle..

Hepi niv yiır a dostlar.^^

Özledim.

16 Aralık 2008 Salı

Do you notice i'm gone ?

Bir yolun sonuna daha böyle geldik.Artık kelimelerim özgür;o görür bu görür diye kapamıyorum kendimi.

Son zamanlarda çok iyi insanlarla karşılaştık.Tavırları ve tepkileri hayranlık uyandırıcı insanlarla.Utanmasam ağlarım onlar için.Fekat daha o seviyeye gelmedim.Ama tez vakitte gelirim elbet.

Egodan yoksun zannettik hepsini.Oysa kimilerimize taş çıkarıcak egoya sahipler.Zaman zaman öyle güzel sahte sevgi sözcükleri kulllanılmışki.Önceden doğru bir tespitte bulunmuşum:

"İki lafından biri sahte güzel sözlerin olmasın.Ben onlardan hergün yüzlerce duyuyorum.
Sahici,gerçek ol.Beni kendi silahlarımla vurma nartanem.
Kocamansın."

Demişim işte negüzel dile getirmişim.Ama ozamanlar yalanlandı bunlar.Yok öyle birşey dendi.Biliyorduk tabi içten içe hepimiz.Hiç birimizin cesareti yoktu gerçi söylemeye.Gördük yaşadık,payımızı aldık yalanlardan oturduk aşağıya.

Gelin görün ki şimdi huzur ve mutluluk içerisindeyim.Çünkü erkenden fark ettim.

Dostluk,arkadaşlık dediğimiz mühesse kutsaldır.Hiç bir etken tarafından yıkılmamalıdır.Ama salakça tavırlar içinde sebep olmamalıdır.Eğer bu ince çizgiyi ayırt edemiyorsak daha büyümemişiz demektir.Büyümemişsiniz.

Oysa bir zamanlar bakıcılık yapmaya niyetim vardı.Mojo dediğimiz şeye kapılmıştım.Ama biri gelip dürttü.O dürten elleri öperim.

Şimdiyse akıllandık.Kendimize geldik ve şöyle bir silkelendik ve dedik ki:

"We used to be just like twins, so in sync
The same energy now's a dead battery
Used to laugh 'bout nothing
Now you're plain boring
I should know
That you're not gonna change."

Saygılar.

10 Aralık 2008 Çarşamba

İzmir'den aşk geldi.

Kapı aralandı kendi kendine.Korkmadım tahmin yürütüyordum sadece.Evet tahmin ettiğim gibi arkada kırmızı vardı.
Ona bir sürü aşkına karşılık çikolata almıştım.Paylaştıkça artan tad misali çoğalalım diye.
Sarıldım uyudum ona.Konuştuk onla.Seviştik bile içten içe.
Sonra belki daha çok melodi duyarız diye İstiklal'e attık kendimizi.Küçük Beyoğlu'na gittik."Bize birer 50'lik!"
Öpüştük bile belki.Biz çok sevmiştik birbirimizi."Bize birer 50'lik!"
Herşeyi paylaşmıştık o ana kadar.İlk defa ağlamıştım bile.Sevinçti belki.
Sonra artıkça arttı sevgimiz.Kıvırcık ama güzel çocuk ve sevgilisi,tombul ama hep gülümseyen kabullenen kız,kırmızı,uzun boylu dalyan çocuk ve hafif hüzünlü aşık kız.
Daha da çoğaldık aslında ama içmizde bukdrdık.Sonra hafif hüzünlü aşık kızın annesi çok iyiydi o akşam.Aşka saygısı vardı en azından.Eve gidildi ve eve gidene kadar ağızlar kulaklara ulaşmıştı ve diyaframlar patlamıştı çoktan.Anlatılmaz sevinçlerle kahkahalar atılıyordu.
Evde hala durum aynıydı.Diyaframlar patlamıştı yenilenmiş ve tekrardan patlamaya hazırdı.Patlamıştı da.
Evimize misafirler geldi esmer ve aşık çocuk ve sarı küçük çocuk.Kolbastı isteniyordu.Yoktu kalmamıştı canım aa.

Bizce gelemeyenler derdine yanmalıydı.İlk postadan daha zevkliydi."Patlayan diyaframlar!"

Artık sabah olmuştu ve isimlerimizle hitap ediyorduk.İlknur ezgi ezgi görkem.

Görkem kapıyı açar."Abi sende herşeye şahit oldun." aosdhaosdhsaıudgıaslgd

İzmir'den amcamlar geldi.

İlk posta İzmir'den iki yağız ama güzel olmayan dilli düdük deliğanlılar geldi.Vaadettikleri rüzgarın eşiğine kadar geldik.Kulağımıza birkaç melodi uğradı fakat tam işitemedik.

İlk gün kalabalık ama pek samimi bir ortamda daha iyi tanıdık kendilerini."Birer Cuba Libre!" dedik.Gelenin gidenin haddi hesabı yoktu,hatta ortamda bol dedikodu vardı bir de çok samimi gülümsemeler.

Sonra bir anda tenha ama karanlık bir ortamda bulduk kendimizi.Bulanık olan kafalar artık yorulmuştu.Uyku sersemliği ve anlaşılmazlıkla geçen dakikalar bir anda romantik etkenler sonucunda HOT bir noktaya ulaştı.Bakışlar bu sefer iki kişinin üstüne odaklanmıştı.Yorumlar yapılıp tatlı tatlı konuşuluyordu.Büyük bir ışık hüzmesi bir anda onların üstüne çöreklenmişti;tenha ama karanlık ortam bir anda o ışık hüzmesiyle aydınlaşmıştı.Ama o iki kişinin umrumda değildi.Işık varmış yokmuş,konuşuluyormuş konuşulmuyormuş.

Dakikalar sonra kıvırcık ve hoş çocuğun evine gidilecekti.Gidildi.Gidilm
eden aç karınlar doyuruldu.
Eve gelindiğinde herkez yorgun argın ve kimleri dargındı.Uykusu gelen iki yağız ama güzel olmayan dilli düdük deliğanlı ve kısa fekat tombul kızın uykusu gelmişti.Aralarından zenci olan Allah katına ulaşmak adına en üst noktaya uzandı.Diğerleriyse rahat ama yere yakın yatağı seçti.Rahat ama yere yakın olan yatakta samimiyet doruktaydı.

Görkem kapıyı açar."Ama abi?.."

Sabah oldu.Artık herkeze adıyla hitap ediyorduk.Görkem Ezgi Ece Doruk Doğa İlknur.

Yoktu müzik yada yarıklar.Vaad edilen topraklar yalanmış dostum.Hiçte gerek yokmuş vaadlere.Yalan söylemek hep kolay olabilir ama biraz gerçeklik adamın yüzüne renk katar.Unutmuşlar işte.

Ve Görkem kapıyı açar."İyi ettin dostum bir şahit olmadığın kalmıştı." hdşoıdhşodgdşogdşogdşo

4 Aralık 2008 Perşembe

Farz-ı Misal.

Mis gibiyim bebeğim.Yeşil çay ve zencefil kokuyorum.
Bekliyorumki,kokumu duyan beyin sinirlerin bayram edip bir daha unutmamacasına çanlarını çalsın.
Hiç bir şey değilse bile iki çift laf edelim bebeğim.
Beklentilerimin dışında ol ki hayal kırıklığına uğramayalım.
Bir süre ara verelim bebeğim.
İki lafından biri sahte güzel sözlerin olmasın.Ben onlardan hergün yüzlerce duyuyorum.
Sahici,gerçek ol.Beni kendi silahlarımla vurma nartanem.
Kocamansın.
Bir sürü olabilir misin?İstediğimde bana mama yedirir misin birtanem?
Belki yaparsın.
Yapmamacasına yaklaş bana ki korkudan ödüm patlasın.Sonra şaşırt beni bebeğim.İlginin,alakanın babasıyla tanışayım;feleğim çemberinden çıksın.
Ama gerçek ol.Bir kaç saatte yitirmeyelim.
Şimdi mama yiyorum nurtanem.Sen yedirir misin?