18 Şubat 2009 Çarşamba

Hepimiz merak ettik: "Nerde bu adam ?!"

DD'ye,

Telefonun çalması hiç böyle heyecanlandırmamıştı ozamana kadar.Tüm vücudum titriyordu,açtığımda ne konuşucağımı bilemediğimden "Cevap ver"e basamıyordum.Açtım;havadan
sudan konuştuk.Hava su hep güzeldi aynı onun sesi gibi ve aynı onun bana hissettirdikleri gibi.Birbirimizi hiç görmeden,geçmişimizi umursamadan yaşamayı öğrenmiştik bir yandan.X'ler Y'ler pekte önemli değildi bizim için.

Hayallerimiz birdi.Birlikteydi.Aynı ev hayalleri,aynı beden hayalleri,aynı oksijeni paylaşmak,aynı karbondioksiti ayrı ağızlardan ama "Eş zaman"lı vermek.Sessizce mi yaşamak lazımdı yoksa bağıra çağıra vura vura mı?Kararsızlık ve X'lerin Y'lerin Z olma ihtimalinden yola çıkan paranoyalar izin vermemişti düşünmeye.Mutluluk ve huzur kaplardı sesini duyunca yada kurduğu hayallerinin içinde kendini bulunca.Ama yine de bitmek zorundaydı en azından paranoyalar bunu söylüyordu.

Bitti demiştin.Aslında daha yeni başlamıştı çünkü yolların bitimindeki başlangıçlar öngörülemezdi.

Bir sene sonra.İşte yolun sonundaki başlangıcın göründüğü yer.Konuştuğunu duymak artık okdr huzur vermiyordu ama özlem sonsuzdu.Sonsuzluk olan yalanlar içinde kaybolmayı seçmek artık bir sene önceki gibi cazip gelmiyordu.Yalanlar söylenir.Ya sessiz kalırsın karşısında ya da dişe diş kana kan diyerek sonuna karda bağırırsın yüzüne.Ama yalan sustu..Yalan,yalanla susturmadı sesini.Yalan "Evet,yalandı." der gibi sustu.

Şimdi dank etti.Özlem başa vurdu."Eş zaman" artık yoktu.Hiçbirşey -özlem dahil- deri getiremicekti.Çok konuşuldu,çok söz sölendi.Ama son söz hala sölenmedi...


Şimdi söyle bana son sözü söylicek var mı gücün?
Ya da son sözünü sonsuz yapma cesaretin?

Var mı?Sanmıyorum heybetli arap.Sanmıyorum zavallı kuzeyli.
Senin zaten neye cesaretin olduki. "."

Saygılar.
ID.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder